Dizi setleri bildiğiniz gibi değil:
hemen hemen herkes bir dizi seyrediyor işte o seyrettiğiniz dizilere borçlusunuz bu yazıyı okumayı

image

ERKEKLER BİRER MELEKTİR. 🤪


Erkeklerin melek olduğunun kanıtı:


Bir gün ormancının biri, dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düşürür.


- “Aman tanrım” diye bağırdığında bir peri belirir ve “Ne diye bağırıyorsun?” der.


Ormancı baltasını suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler.


Peri suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir.


“Baltan bu muydu ?” diye sorar.


Ormancı “hayır” diye cevaplar.


Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. “Baltan bu muydu?”


Ormancı yine “hayır” diye cevaplar.


Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. “Baltan bu muydu?”


Ormancı “evet” der.


Ormancının dürüstlüğü perinin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir.


Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.


Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düşer.


Ormancı “aman tanrım” diye bağırır.


Peri yine belirir ve sorar: “Ne diye bağırıyorsun ?”


Ormancı “karım suya düştü” der.


Peri suya dalar ve Jennifer Lopez ile birlikte geri döner.


“Senin karın bu mu?” diye sorar.


Ormancı “evet” der.


Peri sinirlenmiştir, “Yalan söylüyorsun, gerçek bu değil” der.


Ormancı “özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim, bu sefer CatherineZeta-Jones ile geri dönecektin, ona da hayır deseydim karımla dönecek ve her üçünü de bana verecektin.


Oysa ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez'e evet dememin sebebi budur..”


Bu hikâyeden alınacak ders:

Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni vardır ve bu başkalarının yararı içindir. Kendileri için bir şey istiyorlarsa namerttirler …🤣🤣

Nâzım Hikmet 117 Yaşında - Bu Memleket Bizim

(Source: youtube.com)

Öyle Uzaktan Seviyorum Seni
Uzaktan seviyorum seni!
Kokunu alamadan,
Boynuna sarılamadan.
Yüzüne dokunamadan.
Sadece seviyorum!
Öyle uzaktan seviyorum seni!
Elini tutmadan.
Yüreğine dokunmadan.
Gözlerinde dalıp dalıp gitmeden.
Şu üç günlük sevdalara...

Öyle Uzaktan Seviyorum Seni

 

Uzaktan seviyorum seni!
Kokunu alamadan,
Boynuna sarılamadan.
Yüzüne dokunamadan.
Sadece seviyorum!

Öyle uzaktan seviyorum seni!
Elini tutmadan.
Yüreğine dokunmadan.
Gözlerinde dalıp dalıp gitmeden.
Şu üç günlük sevdalara inat,
Serserice değil adam gibi seviyorum.

Öyle uzaktan seviyorum seni,
Yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden.
En çılgın kahkahalarına ortak olmadan.
En sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan.

Öyle uzaktan seviyorum seni!
Kırmadan,
Dökmeden,
Parçalamadan,
Üzmeden,
Ağlatmadan uzaktan seviyorum.

Öyle uzaktan seviyorum seni;
Sana söylemek istediğim her kelimeyi,
Dilimde parçalayarak seviyorum.
Damla damla dökülürken kelimelerim,
Masum beyaz bir kağıtta seviyorum.
Yusuf Karakulak

BU BİZİMKİ

Yıkıcı bir aşk bu,
Yıkıyor milletin ortasına
Tutku yükünü.

Bölücü bir aşk,
Ekmeği suyu bölüyor
Günde üç öğün.

Hain bir aşk bu,
Sizin eve hırsız girer
Onunkine polis.

Yasadışı bir aşk ,
Evlenmeyi
Hiç mi hiç düşünmüyor.

Soyguncu bir aşk bu,
En sıradan ezgilerden
Sevinçler devşiriyor.

Kökü dışarda bir aşk,
Dante ile Beatrice'inkine
Fena öykünüyor.

İşgalci bir aşk bu,
Samanlık sevişenin diyor
Başka şey demiyor.



       Cemal Süreya

“İktidardaki namussuz adamlar zararlıdır; iktidardaki dürüst adamlar etkisizdir. Özgürlük ve iktidarın birlikte olması imkansızdır. ”
Louise Michel

“İktidardaki namussuz adamlar zararlıdır; iktidardaki dürüst adamlar etkisizdir. Özgürlük ve iktidarın birlikte olması imkansızdır. ”
Louise Michel

Sosyalist liderlerin Portreleri (L'den R'ye) Friedrich Engels, Leon Blum ve Louise Michel, Temmuz 1937'de Fransa'nın güneyindeki Marsilya'da düzenlenen SFIO 34. Kongresi'nde (fransa de l'Internationale ouvriere) fotoğraflandı. AFP FOTOĞRAF

Sosyalist liderlerin Portreleri (L'den R'ye) Friedrich Engels, Leon Blum ve Louise Michel, Temmuz 1937'de Fransa'nın güneyindeki Marsilya'da düzenlenen SFIO 34. Kongresi'nde (fransa de l'Internationale ouvriere) fotoğraflandı. AFP FOTOĞRAF

EKSİK GÜNEŞLER
“Kaç günümüz varsa şunun şurasında O kadar güneşimiz var. Her günlük hakkımızdır mutluluk Anla, Dün bugün eksilen güneşler Ödenmez yarınla…”
Necati Cumali
( 1921 - 2001 )

EKSİK GÜNEŞLER

“Kaç günümüz varsa şunun şurasında O kadar güneşimiz var. Her günlük hakkımızdır mutluluk Anla, Dün bugün eksilen güneşler Ödenmez yarınla…”

Necati Cumali


( 1921 - 2001 )  

"Her yeni gelen günü yeni bir ümitle beklemeli. Her yeni gün yeni havalarla gelir. Gece, yağan yağmurla uyursun sabah bir de bakarsın odan güneşli… /"

— Necati Cumalı

ÜMİTLERİMİN GEMİSİ
Uzun direklerin ucuna
Uzak iklimleri çiziyor duman.
Beyaz köpüklü sular ardına,
Gömülüyor hatıralarıyle liman.
Gemim gidiyor, gidiyor
Hafif dumanında
Martılarıyle
Gemim gidiyor, gidiyor
Tayfalarının...

ÜMİTLERİMİN GEMİSİ

Uzun direklerin ucuna

Uzak iklimleri çiziyor duman.

Beyaz köpüklü sular ardına,

Gömülüyor hatıralarıyle liman.

Gemim gidiyor, gidiyor

Hafif dumanında

Martılarıyle

Gemim gidiyor, gidiyor

Tayfalarının dudaklarında

Şarkılarıyle,

Bembeyaz güvertesinde duran,

Mavi elbiseli gemicilerim

Selâm, sevgi hasret taşıyor

Bembeyaz yelkenlerine vuran

Hayallerimin rüzgarıyle

Gemim yaklaşıyor, yaklaşıyor

Ah! direkleri, kollar gibi, Allah'a yükselen

Teknesi, göynüm gibi, yeşil sularda yüzen

Gemim!..

Ah! sevgiliye ümitlerimi götüren

Bahriyelilerim

Çabuk git, çabuk, gemim benim

Seni, narin ellerinde, kalpleri gibi, mendilleri titreyen,

Mavi gözleri yaşlı, genç kızlar bekliyor.

Seni, hovarda bahriyelilerin parasını yiyen,

Dudakları boyalı kadınlar bekliyor?

Seni, bir çam kabuğuna bütün hasretiyle işleyen,

İhtiyar kaptanın mavi elbiseli oğlu;

Seni, içleri uzak diyarların hasretiyle dolu,

Yanık derili, yalınayak, çocuklar bekliyor

Git gemim, git?

Seni, bütün denizi ve gemileri sevenler

Seni, beyaz yelkenlerde rüya görenler

Bekliyor

Git gemim, çabuk git

Benden selam, sevgi götür,

Aşkımı, ümidimi götür

Bekleyenlere

Git gemim, git!..

Ah! ne oldu öyle birden?

Bin hayalle yüzdürdüğüm gemim?

Koptu yavaş yavaş orta yerinden

Yarime yazdığım mektubum benim!..

Kâğıt gemim gittikçe yan yatıyor.

Uzanmış sevgilimin küçük elleri,

Gemimin direkleri gibi, suya

Zavallı bahriyelilerim atıyor,

hasretle işlediğim mavi elbiseleri,

İçimin direkleri

Gibi, suya

Sular, onu, yılların aşkımızı örttüğü gibi, örtüp unutuyor.

Gemim ümitleriyle, hatıralarıyle, bahriyelileriyle batıyor!.

Tags: necati cumal

"Öyle bir diyar ki, burada toprağın üstü yoktur. Yedi kat gök ve yerin dibi vardır. İnsanları ya körü körüne şişirip, pohpohlıyarak yedi kat göğe yükseltmiş, yahut da yerin dibine geçirmişizdir."

— Afrodit Buhurdanında Bir Kadın

Tags: Reşat Enis

1937 yılında yayınlanan Afrodit Buhurdanında Bir Kadın, toplumun yoksul ve çalışan kesimlerinin sorunlarını edebiyata taşıyan öncü eserlerdendir, işçilerin yaşayışlarını, patronla ilişkilerini, çalışan ve yoksul kadının çifte sömürülüşünü ustalıkla...

1937 yılında yayınlanan Afrodit Buhurdanında Bir Kadın, toplumun yoksul ve çalışan kesimlerinin sorunlarını edebiyata taşıyan öncü eserlerdendir, işçilerin yaşayışlarını, patronla ilişkilerini, çalışan ve yoksul kadının çifte sömürülüşünü ustalıkla ve tüm gerçekliği ile sergiler. Romanın baş kahramanı, akraba yanında büyüyen Yıldız adında anne-babasız bir kızdır. Yoz ev ortamı ve uğradığı onur kırıcı olaylar nedeniyle evden kaçar, önce daktiloluk, sonra fabrika işçiliği yapar. Ama düşük ücret ve ağır çalışma koşullarına daima, onun kadınlığını istismar teşebbüsleri eşlik eder. Yıldız yaşlı bir fabrika işçisiyle evlenir. Ama hastalanıp çalışamaz duruma düşen eşi ile çocuğunu geçindirmekte zorlanır, yardım talep etmek için çaldığı kapılarda, patron ve ustabaşıların çirkin teklifleriyle karşılaşır; fuhuşa zorlanır… Yıldız ın trajedisini izlerken, tüm çıplaklığı ve katı gerçekliği ile emekçilerin ve yoksulların yaşayışına da tanık oluruz. Düşük ücretleri dahi marka ve kumaş olarak ödenen işçiler, onların korkunç sefaleti, koşullara dayanamayıp verem olan, kadınlıkları sürekli saldırıya maruz kalan genç kızlar, yeraltı maden işçilerinin çalışma koşulları gözler önüne serilir. Nâzım Hikmet'in “Türk edebiyatının temel taşı” saydığı bu eser için Suat Derviş “Türk dilinde yazılmış olan romanların en güzellerinden biri”
****

Reşat Enis Afrodit Buhurdanında Bir Kadın’a ‘fabrika’ sahnesiyle giriyor. İşçilerin dünyası onda hep acı tutku. Fabrika işçisi, basımevindeki işçiler, inşaatların ameleleri; çetin koşullarda yaşayanların, yaşamaya çalışanların dünyası.
“Demir çarklar bütün hız ile dönüyor, dev makineler homurdanarak, soluyarak, durmadan, dinlenmeden işliyordu.”
Romanın odak kişilerinden Osman karşımıza çıkıyor: Kırk yaşlarını hemen hemen geçmiş. Çenesi sıskalıktan kıvrılmış; seyrek sakalları ak telli; çatlak dudakları mor… Kim bu Osman? Romancı geriye dönüyor ve Osman’ın bambaşka, çok daha varlıklı koşullardan savrulup buralara geldiğini kaleme getiriyor. Arada Zonguldak’taki maden ocakları.
Necatigil’in saptamasını alıntılıyorum:
“Çok geniş tutulduğu için dağınık, gevşek dokusuna, tesadüfün çokluğu yüzünden inandırıcılığını zaman zaman yitirmesine rağmen bu roman, edebiyatımızda fabrika hayatı, iş kazaları, grev, Zonguldak kömür işçileri ve maden kuyuları kesitlerinde başarılı bir natüralizm belgesidir.”

KİTABI PDF OLARAK OKUMAK İSTEYEN MESAJ ATSIN LİNK VEREYİM 

Çekoslovak cumhurbaşkanı ve baş askeri komutanı Ludvik Svoboda ve yeni Komünist parti lideri Gustav Husak, soldan ikinci olarak, 7 Mayıs'taki 1968 işgalinden bu yana ülkede bulunan Sovyet birliklerini ziyaretleri sırasında hediye ettikleri Vladimir...

Çekoslovak cumhurbaşkanı ve baş askeri komutanı Ludvik Svoboda ve yeni Komünist parti lideri Gustav Husak, soldan ikinci olarak, 7 Mayıs'taki 1968 işgalinden bu yana ülkede bulunan Sovyet birliklerini ziyaretleri sırasında hediye ettikleri Vladimir Lenin'in bir resmini çekti , 1969. Başbakan Oldrich Cernik sol tarafta görünüyor.
  Fotoğrafçı: Rublic
Alındığı tarih: 7 Mayıs 1969
Yer: Çekoslovakya, Milovice

10 ocak çalışan gazeteciler günü 1961’den beri 10 Ocak günü düzenlenen Türkiye’ye özgü bir kutlama gündür. 4 Ocak 1961'de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmi gazetede...

10 ocak çalışan gazeteciler günü  1961’den beri 10 Ocak günü düzenlenen Türkiye’ye özgü bir kutlama gündür. 4 Ocak 1961'de kabul edilen ve basın çalışanlarının bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmi gazetede yayınlanışı nedeniyle 10 Ocak günü kutlama günü olmuştur.
Yine ülkemize özgü bir link vereyim
öldürülen gazeteciler ve tutuklu gazetecileri görmek için tıklayın
https://tutuklugazeteciler.blogspot.com/…